Yukarı

MOMTALKS 4 MAYIS’TA! www.momtalks.com.tr

MomTalks, annelerin geleceği şekillendirmedeki önemini vurgulamak, anneliğin eğitimdeki kritik önemi konusunda farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. Uzmanları ve işin uzmanı anneleri, aynı platformda bir araya getiriyor. "Gelecek anneden başlar! Türkiye’de ilk kez hepsi bir arada! İletişim uzmanı, yazar Doğan Cüceloğlu, başarı uzmanı, yazar Mümin Sekman, eğitimci Özgür Bolat, Prof. Dr. Yankı Yazgan… Sanatçı Nil Karaibrahimgil, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu kurucusu, sanatçı Ümmiye Koçak… “Uyku Meleği” Seride Samurkaş, “Hassas Anne” Ece Kumkale, çocuk doktoru, “Güncel Anne” Elif Çakır, Anneysen.com kurucusu Aylin Çakır, otizmli oğlunu şampiyonluğa taşıyan ödüllü anne Naciye Torunlar Aksu, üstün yetenekli çocuk annesi, TAÇVED kurucusu Ayşegül Anıl, TV programcısı, yazar Dr. Sevda Sarıkaya, TV programcısı Ayşen Aksakal… Eğitimci ve yazar Dr. Bahar Eriş’in fikir annesi olduğu etkinliğin geliri, Ümmiye Koçak’ın kurduğu Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’na bağışlanacaktır. " ...

MomTalks, annelerin geleceği ...

Daha fazla

“Anne Beynim Aç” çıktı!

  Bahar Eriş'in 2. kitabı çıktı. İlk ayında 4 baskı yapan kitap, anne babalardan büyük ilgi görüyor.  Kitabın arka kapak yazısı: Hepimiz bağlanmak için doğarız! Bağlanmak, hayata tutunabilmektir. İnsan ilk bağlanma ilişkisini ailesiyle kurar. Anne babayla çocuk arasında üç farklı bağlanma biçimi vardır: Göbek bağı, kalp bağı, beyin bağı! Göbek bağı doğmadan oluşur, ekonomik bağımsızlıkla biter! Kalp bağı, doğumla başlar, ergenlikte biraz sarsılır, mesafelerle sınanır. Beyin bağı ise, duygular kadar anlamlara da bağlıdır. Daha derin, sağlam ve güçlüdür. Beyin bağı kurmak, çocuğun iç dünyasına demir atmaktır. Bu kitap, çocuğuyla sağlam ve derin düşünce bağları kurmak isteyenler için yazıldı. Kendi kendine yetebilen, karakterli ve kabiliyetli, ailesine bağlı olan ama bağımlı olmayan çocuklar yetiştirmeyi ele alıyor. Bir çocuğun karnını doyurmanın ötesine geçip, beyninin nasıl besleneceğini bilimsel...

  Bahar Eriş'in 2. ki...

Daha fazla

“KOCİŞKO” NATION

Beni son zamanlarda ülkemiz adına endişelendiren bir trend var. “Zeka önemsizdir” trendi.Bunu çeşitli platformlarda sık sık duyar oldum. En son Zeka Kongresi'nde de duyunca, e zeka önemsizse dağılalım o zaman arkadaşlar diyesim geldi :). Diyesim geldi ama neyse ki geldiği gibi gitti. Farklı görüşleri herkes özgürce ifade edebilmeli, buna saygım sonsuz. Ben de kendi görüşümü anlatmaya çalışayım. Bu trendi destekleyen cümle genellikle “Zeka önemsizdir, önemli olan…” şeklinde kuruluyor. Zeka önemsizdir, önemli olan karakterdir, vicdandır, ahlaktır, çabadır, mutluluktur gibi. Yanlış anlaşılmasın sakın. Karakter, vicdan, ahlak, çaba, mutluluk, sevgi, saygı bence de çok ama çok önemlidir. Benim itiraz ettiğim nokta şu: Bir kavramı yüceltmek için başka bir kavramı değersizleştirmek şart mı? Karakterin önemli olması, zekayı önemsiz mi kılar? Bu bana, “gözler önemsizdir,...

Beni son zamanlarda ülkemiz a...

Daha fazla

Terör örgütleri neden ergenleri hedefler?

Ülkemizde yakın dönemde yaşanan vahim olaylar, eğitim sisteminin sorgulanmasını da beraberinde getirdi. Terör faaliyetlerine karışan kişiler nasıl bir eğitim sisteminin ürünü? Bu sapkınlıklar, eğitim sisteminin çarpıklığıyla ne derece ilişkili? Nasıl bir aile ortamından geliyorlar? Eğitim sisteminizin ne kadar endişe verici bir durumda olduğunu eğitimciler olarak tekrar etmekten bitap düştük. Ancak eğitim sisteminin harika olduğu ülkelerde bile, bugün çocuklar terör örgütlerinin ağına düşebiliyor. Neden? Bunun elbette tek bir açıklaması yok. Bir çocuğun bir örgütün ağına düşmesi pek çok farklı etkenin birleşmesi sonucu meydana gelebilir. Kötü bir eğitim sistemi, sağlıksız bir aile ortamı, kötü arkadaşlar, maddi kaygılar, ailenin nasıl rol model olduğu, psikolojik rahatsızlıklar, karakter zayıflıkları, dönemsel bunalımlar… Her çocuğun hikayesinde farklı unsurların bileşimi ön plana çıkabilir. Ancak gerek ülkemizde gerekse dünyada...

Ülkemizde yakın dönemde ya...

Daha fazla

“Ağzımla Kuş Tuttum” Çocuk Eğitimi ve Danışmanlık Merkezi

Geçen gün bana aşağıdaki mesaj geldi. Kişilerin, kurumların ismi önemli değil. “Merhaba Bahar hanım. SuperCoolName Eğitim ve Danışmanlık Merkezinden yazıyorum. Kitabınız harika, herkez okumalı. Müsait olduğunuz da sizinle görüşebilirmiyiz?”* Hayır, görüşemezsiniz. Görüşemezsiniz çünkü “süper kuğl” bir isminiz olsa da, mesajınız baştan aşağı yazım hatalarıyla dolu. Mesela “görüşebilirmiyiz” öyle yazılmaz. Sonundaki “miyiz” soru eki olduğu için ayrı yazılır. Obsesif miyim? Hasta mıyım? Çok mu pimpirikliyim? Bence değilim. Siz bir eğitim ve danışmanlık firmasıysanız, eğitimli olmanızı beklemek gibi bir hakkım var. Bu çok temel bir dilbilgisi kuralı. Bu kadar temel bir kuralı bilmiyorsanız, o zaman yeterince eğitimli değilsiniz demektir. En azından benim nazarımda, bir eğitim merkezi açacak yetkinlikte değilsiniz demektir. Ben size bir şey (“şey” hep ayrı yazılır) danışmam. Bir insan kötü...

Geçen gün bana aşağıdaki ...

Daha fazla

Çocukları Darbelerden Korumak İçin 10 İpucu

1. Konuşmaya, soru sormaya ve duygularını ifade etmeye teşvik edin. Ancak konuşmak istemiyorsa zorlamayın, hazır olduğu zamanı bekleyin. Duygularını olabildiğince farklı sözcüklerle ifade etmesini teşvik edin. 2. Çocuğunuzun bir şeyi anlamadığını varsaymayın. Sorularına dürüstçe, ama onun anlayabileceği bir dozda ve dilde, onu daha fazla travmaya sokmayacak biçimde cevap vermeye çalışın. 3. Resim çizmeye teşvik edin. Çocukların çizdikleri resimler ve oynadıkları oyunlar duygu durumları ile ilgili çok ipucu barındırır. Çocuğunuzun, resimlerini size anlatmasını isteyin. 4. Bilmesi gerektiği kadarını paylaşın. En kötü durum senaryolarını anlatmayın, buna gerek yok. 5. Medyadaki şiddet içerikli görüntülerden uzak tutun. Sadece medyada değil, kendi çevrenizde ve hatta evinizde de şiddet içerikli bir dilden uzak tutmaya çalışın. 6. Birlikte zaman geçirebileceğiniz, onu da eğlendirecek faaliyetler yapın. Örneğin birlikte güzel hikayeler okuyun. Ailece oyunlar...

1. Konuşmaya, soru sormaya ...

Daha fazla

4 yaşında bir çocuğun cinsel eğilimi belli olabilir mi?

New York’ta doktora öğrencisi olduğum yıllarda, gündüzleri okul öncesi bir programda öğretmenlik yapıyordum. Sınıfımda 4 yaşında Evan adlı bir erkek çocuğu vardı. Babası o doğmadan önce annesini terk etmişti. Üniversite öğretmeni olan annesiyle birlikte yaşıyordu. Kıvırcık sarı saçlı, kocaman kahverengi gözlü, çelimsiz bedenli bir çocuktu Evan. Dürtü kontrolü zayıftı. İstem dışı da olsa, sürekli etrafa çarparak dolaşırdı. Öyle ki, bazen hareketlerini yavaşlatmak için sırtına sırt çantası takardık; böylece sınıf içinde daha yavaş ve tehlikesizce dolaşırdı. Bazen de herkesten ayrı bir odada suyla oynamak onu rahatlatır, sakinleştirirdi. Evan aynı zamanda çok hassas ve iyi kalpli bir çocuktu. Hiç unutamıyorum; bir gün sınıftaki çocuklardan biri bir şeye kızdığı için yerdeki halıya kapanmış ağlıyorken, Evan da usulca yanına gidip uzanmıştı. Elini arkadaşının omzuna...

New York’ta doktora öğrenc...

Daha fazla

Eğitim Dünyasının Üstün Yetenekli Çocuğu: Finlandiya

Finlandiya, olağanüstü başarılı eğitim sistemiyle, dünyanın yakından izlediği bir ülke. Yıllardır uluslararası akademik başarı değerlendirmelerinde en tepelerde yer alan bu küçük ve mütevazı ülke, nasıl oluyor da bu kadar başarı sağlıyor?   Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen Finlandiya-Türkiye Eğitimde İşbirliği konferansında, Finlandiya eğitim sisteminin başarısının “sırrı” konuşuldu.   Panel için Finlandiya’dan gelen matematik öğretmeni Ms. Maarit Rossi, dünyanın en iyi 10 öğretmeninden biri seçilmiş. Diğer panelist de eğitimbilimci Topi Litamen’di.   Finlandiya başarısını neye bağlıyor?   Panelistlerin gözünden ülkelerinin başarısında öne çıkan temel noktalar şöyle özetlenebilir:   Toplum, eğitime değer veriyor. Aileler eğitimden, okuldan olumlu şekilde söz ediyorlar ve öğretmenlere güveniyorlar. Bu da çocukların öğrenmeye değer vermesinde önemli bir etkiye sahip.   Müfredat, zaman içinde sadeleştirilmiş ve hafifletilmiş. Eskiden daha doluyken, “düşünmeye yer açabilmek” için daha rahat bir müfredat getirilmiş.   Finlandiya’da...

Finlandiya, olağanüstü baş...

Daha fazla

Zeka Önemsiz mi?

Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’ın açıklaması medyada epey yankı yarattı. [eltd_blockquote text="“Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum"" title_tag="h2" width=""] dedi Sancar. Üstün zeka ve yetenek konularında bir uzman olarak, bu konudaki görüşlerimi paylaşacağım. “Zekanın gelişmesi için çok çalışmak gerekir”, doğru bir tespittir. “Zekasına güvenip çalışmayanlara göre, daha düşük zekada olup çok çalışanlar hayatta daha başarılı olabiliyor” doğru bir tespittir. Ancak “Sadece emek yeter, zeka önemsizdir” düşüncesi, iyi niyetli olsa da, bilimsel verilerle örtüşmeyen bir düşüncedir. Belki de sayın Sancar’ın cümlesini “inanıyorum” şeklinde bitirmesi bilinçlidir, çünkü bir şeye inanmamız onun gerçekten var olduğunu göstermez. Kanıt gerekir. Sancar’ın çabaya vurgusu, çocuklarımızla iletişimimizde kullanacağımız bir mesaj olarak önemlidir. Son dönem araştırmalar, zekaya değil çabaya övgünün çocukların performansını arttırdığını net bir...

Nobel ödüllü bilim insan...

Daha fazla

Çocuğunuzu Hayata Hazırlıyor Musunuz?

Bebeğiniz var gücüyle kapıyı iterek açmaya çalışırken, hemen yardımına mı koşuyorsunuz?   Çocuğunuzun parktaki çocuklarla kavga edeceğini anlayınca, “iş işten geçmeden” araya mı giriyorsunuz?   Ev ödevlerini onun yerine siz mi yapıyorsunuz?   Akrabaların, komşuların, öğretmenlerin yanında sözcülüğünü mü üstleniyorsunuz?   Hatta daha ileri gidip “Biz büyüyünce doktor olacağız Nazan teyzesi” gibi cümleler mi kuruyorsunuz?   Cevabınız çoğunlukla evetse, “helikopter ebeveyn” olabilirsiniz.   Çocuk bir şey için çaba harcarken koşup yardım etmek hissi çok doğal bir içgüdü. Hatta bizimki gibi korumacı kültürlerde daha da yaygın. Özellikle modern çağ anne- babaları, çocuklarının yapabilecekleri birçok şeyi onlar adına yapma eğiliminde. İşte bu aşırı korumacı stile “helikopter ebeveynlik” deniliyor. Kendimden bir örnekle anlatayım:   Birkaç yıl önce Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürürken karşı yönden, yabancı bir kız çocuğuyla babası geliyordu. 4-5 yaşlarında bir kızdı. Babasıyla konuşurken ayağı takılıp...

Bebeğiniz var gücüyle kapı...

Daha fazla

Çocuğun merakını nasıl canlı tutarsınız?

ABD’de yapılan bir araştırmada okul öncesi yaşta çocukların önüne bir oyuncak koyuyorlar: Kutu şeklinde oyuncağın yanlarda iki kolu var. Bu kollardan birini çekince kutudan bir ördek fırlıyor. Diğerini çekince de bir kukla fırlıyor. Çocuklar iki gruba ayrılıyor. Birinci gruptakilere bir kolu çekince ördeğin, diğer kolu çekince kuklanın fırladığı gösteriliyor. Sonra odaya ikinci bir grup çocuk alınıyor: Araştırmacılar, her iki kolu da aynı anda çekiyor. Kukla ve ördek kutudan fırlıyor fırlamasına, ama çocuklar hangi kolun hangisini fırlattığını bilmiyor. Sonra iki grup çocuğu oyuncaklarla oynamaları için odada kendi başlarına bırakıyorlar. Siz ya da çocuğunuz hangi durumda daha çok oynamak isterdiniz? Oyuncakla nasıl oynanacağı size öğretildiğinde mi? Yoksa hangi kolun hangi işlevi yerine getirdiğini bilmediğinizde mi? Araştırmanın sonucu şöyle: Birinci gruptaki çocuklar, oyuncakla daha kısa süre oynuyor. Nasıl çalıştığını öğrendikleri için,...

ABD’de yapılan bir araştı...

Daha fazla

Adımız Kaderimizi Belirler mi?

Acaba ilk aşk deneyimi mi şekillendirir bütün hayatı? Yoksa efsaneler ve tarihin gücü mü? Orhan Pamuk son romanında bu soruyu soruyor okurlarına. Peki ya adımız ne kadar şekillendiriyor kaderimizi? Dün If Film Festivali’nde, Malala Yusufzay’ın hayatı ve mücadelesiyle ilgili “Adımı Malala Koydu” adlı bir belgesel gösterildi. Malala, kız çocuklarının eğitim hakkını savunduğu için ülkesi Pakistan’da Taliban tarafından vurulan bir kız çocuğu...

Acaba ilk aşk deneyimi mi şe...

Daha fazla