Yukarı

Terör örgütleri neden ergenleri hedefler?

Terör örgütleri neden ergenleri hedefler?

Ülkemizde yakın dönemde yaşanan vahim olaylar, eğitim sisteminin sorgulanmasını da beraberinde getirdi.

Terör faaliyetlerine karışan kişiler nasıl bir eğitim sisteminin ürünü?

Bu sapkınlıklar, eğitim sisteminin çarpıklığıyla ne derece ilişkili? Nasıl bir aile ortamından geliyorlar?

Eğitim sisteminizin ne kadar endişe verici bir durumda olduğunu eğitimciler olarak tekrar etmekten bitap düştük.

Ancak eğitim sisteminin harika olduğu ülkelerde bile, bugün çocuklar terör örgütlerinin ağına düşebiliyor. Neden?

Bunun elbette tek bir açıklaması yok. Bir çocuğun bir örgütün ağına düşmesi pek çok farklı etkenin birleşmesi sonucu meydana gelebilir. Kötü bir eğitim sistemi, sağlıksız bir aile ortamı, kötü arkadaşlar, maddi kaygılar, ailenin nasıl rol model olduğu, psikolojik rahatsızlıklar, karakter zayıflıkları, dönemsel bunalımlar… Her çocuğun hikayesinde farklı unsurların bileşimi ön plana çıkabilir.

Ancak gerek ülkemizde gerekse dünyada yaşanan olaylara baktığımızda, bu örgütlere üyeliğin genellikle ergen yaşlarda filizlendiğini görüyoruz.

Ergenlik dönemi, bu tür örgütlerin çocukları ağına düşürmesi için neden ideal bir dönem?

Doğru karar vermek için çok “ergen”

Çocuklar, ergenlik döneminde bir kabuk değiştirme sürecine girerler. Hormonal değişimin yanında, müthiş bir beyinsel değişim de devam etmektedir.

Ergenlik çağı, bir kimlik arayışı çağıdır. Çocuk, ailesinden bağımsızlığını ilan edip, ayrı bir birey olduğunu kanıtlama çabasındadır. Anne babanın çocuğun gözünde kahraman olduğu dönem sona ermiş, çocuk aileden bağımsız kahraman ve rol model arayışlarına girmiştir.

Ergenlik dönemi, aynı zamanda bir idealizm dönemidir. Her şey siyah beyazdır, gri alana yer yoktur. Çocuk, dünyadaki haksızlıklara, adaletsizliklere karşı tahammülsüzlük içindedir. Maceracı bir ruha bürünmüştür, dünyayı değiştirmek ister, hatta değiştirmek için sabırsızlanır. Birden her şeyi değiştiremediğini görünce isyan edebilir.

Gri alana yer olmayan bu dönem, beyinde de gri maddenin en yoğun olduğu dönemdir. Gri madde, düşünmeden sorumludur. Ancak henüz beyindeki bağlantılar yerli yerine oturmamıştır.

Ergen beyni sağlıklı karar verecek, bilinçli seçimler yapacak durumda değildir. Beynin karar verme ve planlamadan sorumlu olan bölümü, henüz gelişimini tamamlamıştır. Zeka potansiyelinin en tepede, ama o zekayı işleyecek aklın en dipte olduğu dönemdir. Şirket açıktır, ama müdür ortalıkta yoktur!

“Bizim davamız”

İşte gri maddenin çok, gri alanın yok olduğu bu çağ, “davamız eşitsizliklere, haksızlıklara son verme davasıdır” diyerek çocukları kendilerine çekmek isteyenler için de ideal bir dönemdir.

Kimlik bunalımında olan, bağımsızlığını ilan etmek isteyen çocuk, ideolojik grupların radarındadır.

Terör örgütleri ve çıkar grupları, özellikle bu kırılgan dönemi fırsat bilir. Çocuğun bir kimlik kazanmaya çalıştığı, dünyaya anlam vermeye çalıştığı bu dönemde, bu ihtiyacı “ulvi değerlere”, “yüce bir amaca” hizmet ettiğini söyleyen bir ideolojik örgüt karşılayabilir.

Yüce bir davaya hizmet ettiğini düşünmek, bir işe yarayacağına inandırılmak, gencin kimlik bunalımına ilaç gibi gelebilir. Ama bazen bu, kolanın içine gizlice atılan ilaçtır. Ergen beyni bu niyeti sağlıklı değerlendirebilecek durumda değildir. Beyin bu dönemde, “yıkanmaya” çok müsaittir.

Özellikle çocuk aileden ilgi, saygı ve sevgi görmüyorsa, ailesiyle iletişimi zayıfsa ya da yoksa, aile ortamı sorunluysa, kendini ifade edemediği bir durum varsa, bu tarz grupların hedefi olması kolaylaşır. Çünkü bir yere, bir gruba, bir amaca ait olma arayışındadır.

Dünyayı değiştirmeye yönelik isteği, kendisini “adam yerine koyan” bir grupla buluşursa, o grup çocuğun beynini istediği yöne çekebilir.

Aileler olarak kendinizi değerlendirmek istiyorsanız, işte birkaç öneri…

Çocuğunuzla iletişiminizde ona saygılı mısınız?

Çocuğun karakterinin temellerinin atıldığı yer, ailesidir. Ailenin çocukla olan iletişimi ne kadar sağlıklıysa, çocuğun da sağlıksız yönlere sapması ihtimali o kadar azalacaktır.

Çocuğa “senden adam olmaz”, “işe yaramazsın” gibi bir mesaj veriyorsanız, o da kendisini adam yerine koyan ya da koyuyor gibi yapanların tarafına geçebilir. Kendisini “bir hiç” gibi değil de “önemli biri” gibi hissettirecek bir yere kayabilir.

Evet, eğitim sistemimiz ideal değil, ama…

Düşünmeyi teşvik etmeyen, ezbere dayalı bir eğitim sistemimiz var. Herkesi aynı kefeye koyan, çocukların ilgi ve yetenek alanlarını göz ardı eden bir sistem… Öğretmen yetiştirmenin sorunlu olduğu, iyi yetişmiş öğretmenin de hak ettiği değeri görmediği bir sistem. Sorundan bol bir şey yok.

Ama bunlar çocuğun suçu ya da sorunu değil. Beğensek de beğenmesek de, bu çocukların bu eğitim sisteminden mezun olması gerekiyor. Bana sorarsanız, okul çağındaki çocuğun işi gücü, dini imanı, dersleri olmalıdır, çalışmak olmalıdır. Çocuğa, hayatta bir yere gelebilmek için çok çalışmak gereği iyi anlatılmalıdır.

Eğitim sistemindeki çarpıklıkları çocuğun yanında sürekli dillendirmek, öğretmenleriyle veya okuluyla ilgili olumsuz yorumlar yapmak, çocuğun okula saygısını ve eğitime inancını iyice azaltır. Hatta kendi işinizden bile yakınmanız, “okul dediğin bir işe yaramaz, annem babam mezun oldu da ne oldu, hayatlarından hiç memnun değiller” algısını oluşturur. Zaten ergenlik, çocuğun anne babasına çok prim vermediği bir dönem. Bu durumda kötü niyetli grupların pençesine düşmesi daha kolay hale gelebilir.

O yüzden çocuğun yanında okulla, eğitimle, öğretmenlerle, kendi işinizle ilgili söylediklerinize dikkat etmenizde fayda var.

Çocuğunuzun hayatıyla ne kadar ilgilisiniz?

Örneğin, çocuğunuz internette hangi siteleri takip ediyor, biliyor musunuz?
Terörist gruplar günümüzde gençlerle en çok sosyal medya aracılığıyla bağlantı kuruyor. Gençlerin ilgisini çekecek, yüksek kalitede videolar yayarak kendilerine çekmeye çalışıyorlar. Çocuğunuzun girdiği siteleri bilmek çok önemli.

Ayrıca çocuğunuzun arkadaşlarını, arkadaşlarının ailelerini tanıyın, onlarla tanışın, arkadaşlarını evinize çağırın. Çocuğunuzun gittiği yerleri bilin, ne zaman döneceğini sorun.

Burada çocuğun mahremiyetine saygıyla, çocuğu tehlikelerden koruyacak bilgi arasındaki sınırı da iyi çizmek gerekir. Çocuğun telefonunu elinden kapıp bütün mesajlarını tek tek okursanız, kendisine saygı duymadığınız mesajını vermiş olursunuz. Bu da korktuğunuz şeyin başınıza gelmesine neden olabilir.

Çocuğunuzun kahramanı kim ya da kimler? Ne tür kitaplar ya da yazılar okuyor?

Çocuğu başarılı olmuş, örnek alınası hayatlar yaşamış kişilerin hayat hikayelerine, kitaplarına yönlendirmek, olumlu rol modellerine yönelmelerini sağlayabilir.

Çocuğunuzu spor, müzik gibi okul dışı faaliyetlere ne kadar yönlendiriyorsunuz?

Özellikle çocuğun bir yere ait olmak istediği ergenlik çağında, örneğin bir spor kulübüne, bir müzik grubuna ya da ilgi alanına uygun başka bir faaliyete katılması, niyeti bozuk gruplara yönelmesine de engel olacaktır.

Ayrıca ergenlik döneminde beyindeki gri hücreler önce çoğalır, sonra hızla budanır. Bu bir “hassas ayar” sürecidir. Bu süreçte beyin kullan ya da kaybet ilkesini izler. Kullanılan bağlantılar kalır, kullanılmayanlar çöpe gider. Yani ergeniniz sürekli playstation oynuyorsa, sürekli TV izliyorsa, bunların oluşturduğu bağlantılar beyninde yerleşir. Kitap okuyorsa, enstrüman çalıyorsa, spor yapıyorsa bunların getirdiği beceriler güçlenir.

Dolayısıyla, çocuğunuzu ergenlikte faydalı faaliyetlere yönlendirerek, bir taşla birkaç kuş vurmuş olursunuz.

Ergenlik dönemindeki değişimlerle ilgili ne kadar bilgi sahibisiniz?

Çocuğunuzun hangi davranışlarının ergenliğin normal davranışları, hangilerinin anormal davranışlar olduğunu ayırt edebiliyor musunuz? Bununla ilgili hangi kitapları okudunuz?

Kitaplar, her zaman sistematik, kapsamlı bilgi kaynaklarıdır. Bilginizi internet özdeyişleriyle sınırlarsanız, asıl farkı yaratacak olan bilgi bütünlüğünü kaçırabilirsiniz.

Sevgisizlik, terörist örgütlerin en güçlü silahıdır

Albert Einstein, kızı Lieserl’e yazdığı bir mektupta şöyle diyor:

“Sevgili Kızım,

… Bilimin henüz resmi bir açıklama bulamadığı olağanüstü bir güç var. Bu, başka her şeyi kapsayan ve yöneten bir güç. Evrenin işlemesini sağlayan, bizimse henüz tespit edemediğimiz bir güç: Bu evrensel güç, SEVGİ… Türümüzün devam etmesini istiyorsak, hayatta bir anlam bulmak istiyorsak, dünyayı ve dünyada yaşayan her canlı varlığı kurtarmak istiyorsak, tek çözüm sevgi … Belki henüz gezegeni mahveden nefret, bencillik ve açgözlülüğü imha edecek kadar güçlü bir bir sevgi bombası yapmaya hazır değiliz … Ancak, her birey kendi içinde güçlü bir sevgi jeneratörü taşıyor ve bu enerji açığa çıkmayı bekliyor. …Kalbimde sana taşıdığım duyguları hayatım boyunca hissetim, ancak bunları ifade edemedim. Bunun derin pişmanlığını yaşıyorum. Belki özür dilemek için çok geç, ama zaman izafi olduğuna göre söyleyebilirim: Seni seviyorum ve hep aradığım evrenin sırrına sayende ulaştım!”.

Baban

Her şeyin başı, bir çocuğu, çocuğunuzu iyi tanımak, sevmek ve ona saygı duymak…

Sevgi, saygı ve iletişime dayalı bir aile ve okul ortamı, çocuğa kötü niyetle yaklaşanlara karşı çok güçlü bir kalkandır.

Geç olmadan, çocuğunuza onu sevdiğinizi söyleyin.