Yukarı

Yüzyılın becerisi: Empati

Empati neden çok önemli? “Empati”, en basit ifadesiyle, kendini başkasının yerine koyabilme, karşındakinin hissettiklerini ya da düşündüklerini anlayabilme yetisi olarak tanımlanabilir. Bir örnekle açıklamaya çalışayım: Bir keresinde bir arkadaşım kız arkadaşının doğum gününde ona kendisinin en sevdiği kitabı almıştı; ama kitap uçuk bir bilim kurgu kitabıydı ve kızın uçuk kaçık bilim kurgu romanlarından hiç hoşlanmadığını hepimiz biliyorduk. Ona onun seveceği bir kitap hediye etmek bir empati örneği olurdu. Bu, Anneler Günü’nde kadınlara mutfak ya da ev aleti almak gibi:  “Bak anne, sana elektrikli süpürge/mutfak robotu/ tost makinesi aldık, sevinç gözyaşlarını sil de bize çift kaşarlı bir tost yapıver!”. “Senin kadın olarak geleneksel rolün ev işi yapmak ve bize hizmet etmek” anlamına gelebilecek böyle bir hediye, her zaman kadının duygularına hitap eden, onun...

Empati neden çok önemli? ...

Daha fazla

Anlayamazsınız, sayın Rousseau…

“Acınası bir çocuk yaratmanın yolu, çocuğu istediği her şeye sahip olmaya alıştırmaktır.”- Jean Jacques Rousseau, Emile Çocuklara istedikleri her şeyi vererek ne kadar büyük zarar verdiğimizin farkında mıyız? “Çocuğun bir şeye sahip olmak için tek yapması gereken o şeyi istemekse, kendisini sahip, diğer herkesi de köle gibi görür. Rousseau, çocuğun “ihtiyaçları” ve “istekleri” arasındaki ayrımın çok önemli olduğunu vurgulamıştır. İhtiyaçlar cömertçe karşılanmalıdır, ancak her isteği yerine getirmek küçük bir gaddar yaratmanın formülüdür.”* Bazı anne babalar, “biz yokluk içinde büyüdük, çocuğumuz bolluk içinde büyüsün” psikolojisiyle çocuğun bir dediğini iki etmiyor. Bazen akranlarından, komşu çocuğundan, geri kalmasın güdüsüyle mecbur hissederek bunu yapıyor. Bazen bizim çocuğumuzun Nurten’in oğlundan, Fatma’nın kızından ne eksiği var hırsıyla yapıyor. Bazı anne babalar (özellikle çalışan anne babalar), bazen çocukla yeterince kaliteli...

“Acınası bir çocuk yaratm...

Daha fazla

Türkiye’nin zekası geriliyor mu?

Zekâ üzerine yaptığı çalışmalar ile tüm dünyada tanınan bilim adamı James R. Flynn’in ortaya koyduğu bir kavram olan “Flynn etkisi”, ülkelerde zeka testlerinde elde edilen ortalama skorun her kuşakta artması anlamına geliyor. IQ skorunun artan olanaklar ile geliştiğini vurgulayan Flynn, resmi okul eğitimi, küçük aileler, daha iyi beslenme gibi faktörler sayesinde her 10 yılda 3 puan artış yaşandığını belirtiyor. Bu kavramı, Almanya ve Türkiye örnekleri üzerinden inceleyelim. Bundan yaklaşık 30 yıl önce, 10 Ocak 1986 tarihli Tercüman gazetesinde çıkan haberde, Almanya’da Türk çocuklarına kültürel olarak uygun olmayan testler uygulanarak haksızlık yapıldığının altı çizilmiş. Haberde, “Alman çocuklar için geliştirilen testler, Türk çocuklarına uygun düşmüyor ve öğretmenler hemen geri zekalı damgasını yapıştırıyor” deniyor. Haberin alt metninde de, “Almanya’da geri zekalılar okullarındaki Türk çocuklarının oranı 1970’de...

Zekâ üzerine yaptığı çal...

Daha fazla

Sınırsız eğlence bu kapağın altında!

Yukarıdaki, ABD’de derste defterin arasına yerleştirdiği I-pad’ini okurken öğretmeni tarafından yakalanan bir ortaokul öğrencisinin defterinin fotoğrafı… Güler misin ağlar mısın dedirtecek cinsten bu fotoğraf, çok şey anlatıyor. Değişen birşey yok aslında… Eskiden öğrenciler defterlerinin, ders kitaplarının arasına Tommiks Teksas gibi çizgi romanlar koyarmış, şimdi de Ipad’lerini saklıyorlar. Hatta Ekşi Sözlük’te bu konuya ayrılmış bir başlık bile var. Bir sözlük yazarı, “Ortaokul çağlarında hemen hemen herkesin yapmış olduğu cin bir uygulama. Ders çalışmak zorunluluğu olan genç beden, ders kitabının arasına bir çizgi roman koyar ve çalışıyom ayağına çizgi romanın derinliklerinde kaybolur. Böylece hem harıl harıl ders çalışıyor görüntüsü verip ebeveynlerin gözüne girer hem de dersten yırtar” diyor. Bir diğer yazar da “modern zamanlarda başka şekillere evrilmiştir” demiş. Yukarıdaki resim, bu evrilmeye güzel bir...

Yukarıdaki, ABD’de ders...

Daha fazla

Çocuğu üstün yetenek tanısı alan ailelere çağrı

“Değerli grup üyesi arkadaşlar;
 Bu günlerde mecliste ve en son da dün akşamki televizyon programında üstün zekalı çocukların gündeme gelmesi bana ''Esaretin Bedeli'' filmini hatırlattı. Filmde bir adamın hapishaneye kütüphane yaptırabilmek için verdiği mücadele anlatılıyordu. Bıkmadan usanmadan her gün yetkili kişilere mektup gönderiyordu. Bir hafta iki hafta değil gerçekten uzun bir süre. Aynı mektubun sürekli gelmesi nihayet yetkililerin dikkatini çekti ve hapishaneye kütüphane açıldı. Şimdi ben de Milli Eğitim Bakanlığı'nın bilgi edinme bölümüne 3 gündür yazı gönderiyorum; bugün BİMER'e de gönderdim. Bilgi edinme bölümünden cevap geldi, şu alışık olduğumuz, yapılacak, edilecek, çalışılıyor cinsinden bir cevap. Tatmin olmadığımı, bir an önce harekete geçilmesini beklediğimi yazıp tekrar gönderdim ve sonuç alana kadar yazılarımın devam edeceğini de yazdım. "Bu işi toplu yaparsak daha çok dikkat çekeriz diye...

“Değerli grup üyesi arkada...

Daha fazla

IQ cinayetine son

Bundan iki ay önce eğitimajansı.com’da “IQ Cinayeti” başlıklı bir yazı yazmıştık. (http://www.bahareris.com/iq-cinayeti)Yazıda da anlattığımız gibi, “MSD” denilen nadir bir genetik hastalıktan muzdarip çocuklarımız var. Yaşamaları, kullandıkları ilaçlara bağlı. İlaç kesilirse, bu çocukların yaşama şansı ve hakkı ellerinden alınmış oluyor. Çok kısa bir süre öncesine kadar, bu çocuklara ilaç verip vermeme kararı, IQ testinden belli bir puan barajını aşmaları kriterine de bağlanıyordu. IQ testinin böyle hayati bir kararda meşru bir kriter olmadığını anlatmış, bunun ırkçılıktan farksız olduğunu ve göz göre göre çocukları ölüme terk etmek olduğunu söylemiştik. Bilim bu denli hızla ilerlerken, bu hastalığa  birkaç sene içinde çözüm bulunursa, o zaman bu ilacı kestiği için bu çocukların ölümüne neden olan komisyon üyeleri nasıl hesap verecek sorusunu sormuştuk. İnsanın insan olması itibariyle değerli olduğunu ve kararı...

Bundan iki ay önce eğitimaja...

Daha fazla

Üstün potansiyelli çocuklarda aşırı duygusallık

Aşırı duygusal çocuk için neler yapabilirsiniz? Yaklaşık 2 ay kadar önce Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşmacı olarak katıldığım ÜYÇAP (Üstün Yetenekli Çocukların Aile Platformu) seminerinde, tanınan süreye göre biraz fazla sayıda slayt hazırladığım için her şeyi anlatamamıştım.Atladığım slaytlardan bir kısmı da üstün yetenek potansiyeli görülen çocuklarda aşırı duygusallık ile ilgiliydi.O gün seminere katılan velilere bu konuyu yazacağıma söz verdim. İki ay gecikmeli de olsa, bu yazıyla birlikte sözümü tutmuş sayılırım herhalde...

Aşırı duygusal çocuk için...

Daha fazla

Ay’a giden ilk Türk

NASA'nın düzenlediği yarışmada en yaratıcı resim dalında birinci olan 13 yaşındaki Türk genci Bozkurt Selvi’nin eseri, 1 Mayıs’ta radyo dalgaları ile Ay'a gönderilecek. New Media Consortium (NMC), eğitim teknolojisi uzmanlarından oluşan uluslararası bir topluluk. Sanat ve bilim arasında köprüler kurmayı hedefleyen NMC; 2012-2013’te, NASA, Alman Havacılık Merkezi DLR, Üniversiteler Uzay Araştırmaları Birliği, Mission X ve Lunar and Planetary Institute’un (Ay ve Gezegen Enstitüsü) ortak programı “Humans in Space Art” (Uzay Sanatında İnsanoğlu) ile işbirliği yaparak, 10-18 yaş aralığında öğrenciler arasında uluslararası bir yarışma düzenledi. “Uluslararası Gençlik Sanat Yarışması”nda amaç, gençlerin geleceğin uzay seyahatleri ile ilgili vizyonlarını; görsel, edebi, müzikal ya da video formatında bir sanat eserine dökmeleriydi. Amaç, geleceği planlarken gelecek kuşağı da dahil ederek, gençlerin uzaya olan ilgisini, konuyla ilgili farkındalığı...

NASA'nın düzenlediği yarı...

Daha fazla

Eğitimi nasıl oyunlaştırabiliriz? (2)

“Oyunlaştırma” yazısının sonundaki gizli soru ile ilgili cevaplar için teşekkür ederim. Benim kafamdaki gizli soru “Eğitimi nasıl oyunlaştırabiliriz?” sorusuydu. Bu şekilde cevap yazanlar olduğunu gördüm. Ama amacım “yazıyı yazdığı için otorite sahibi” olan kişi olarak kendi doğru cevabımı empoze etmek değildi. Yapmak istediğim “tek bir doğru cevap var ve ben onu arıyorum” şeklinde anlaşıldıysa benim hatam. Öyle olsaydı yazıda savunduğum görüşlere karşı gelmiş olurdum. Çünkü bu egzersizde önemli olan benim kafamdaki sorunun ne olduğu değildi. Tek doğru cevap, keşif fikriyle örtüşmezdi: Keşif, öngörülen cevaba değil beklenmedik bir cevaba ulaşmaya olanak tanır. Önemli olan, okurda düşünce sürecini tetiklemekti. Okuyan kişinin kendi anlayışı ve çıkarımları çerçevesinde, tabii ki konuyla ilgili olacak şekilde, kendi yorumunu yaparak bir soruya ulaşmasıydı. Amaç, yazıyla kişisel ilişki kurdurabilmekti. Farklı cevaplar...

“Oyunlaştırma” yazısın...

Daha fazla

‘’Oyunlaştırma’’ (Yazıyı oku, kitap ödülü kazan!)

Oyunlaştırma, “Oyunları eğlenceli ve bağlayıcı yapan tasarım unsurlarını oyun dışı platformlarda kullanarak müşterilerin/takipçilerin katılımını ve bağlılığını arttırmak” olarak tanımlanıyor. Son zamanlarda eğitim, sağlık, pazarlama, finans gibi pek çok sektör “oyunlaştırma” kavramı üzerinde duruyor. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla da daha popüler hale gelen bu yöntem, oyunları cazip yapan temel tasarım unsurlarından yola çıkarak uygulamalar ve hizmetler geliştirmeye dayanıyor. Oyunlaştırmayı daha iyi anlatabilmek adına, ben de bu yazıyı oyunlaştırmaya çalışayım: Bu yazıyı okuyup yazının içinde gizli soruya eğitimajansı.com sayfasının altındaki yorum kısmından cevap yazan okuyuculardan rasgele seçtiğim birine “Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabımı hediye edeceğim. Tabii bir tane bile yorum gelmezse, kitabımın motive edici bir ödül olduğu gibi abes bir hayale nereden kapıldığımı sorgulayacağım. Özellikle ABD’de eğitim dünyası artık “ne olacak bu çocukların hali, başımıza ne...

Oyunlaştırma, “Oyunları e...

Daha fazla