Yukarı

Zeka Önemsiz mi?

Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’ın açıklaması medyada epey yankı yarattı. [eltd_blockquote text="“Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum"" title_tag="h2" width=""] dedi Sancar. Üstün zeka ve yetenek konularında bir uzman olarak, bu konudaki görüşlerimi paylaşacağım. “Zekanın gelişmesi için çok çalışmak gerekir”, doğru bir tespittir. “Zekasına güvenip çalışmayanlara göre, daha düşük zekada olup çok çalışanlar hayatta daha başarılı olabiliyor” doğru bir tespittir. Ancak “Sadece emek yeter, zeka önemsizdir” düşüncesi, iyi niyetli olsa da, bilimsel verilerle örtüşmeyen bir düşüncedir. Belki de sayın Sancar’ın cümlesini “inanıyorum” şeklinde bitirmesi bilinçlidir, çünkü bir şeye inanmamız onun gerçekten var olduğunu göstermez. Kanıt gerekir. Sancar’ın çabaya vurgusu, çocuklarımızla iletişimimizde kullanacağımız bir mesaj olarak önemlidir. Son dönem araştırmalar, zekaya değil çabaya övgünün çocukların performansını arttırdığını net bir...

Nobel ödüllü bilim insan...

Daha fazla

Çocuğunuzu Hayata Hazırlıyor Musunuz?

Bebeğiniz var gücüyle kapıyı iterek açmaya çalışırken, hemen yardımına mı koşuyorsunuz?   Çocuğunuzun parktaki çocuklarla kavga edeceğini anlayınca, “iş işten geçmeden” araya mı giriyorsunuz?   Ev ödevlerini onun yerine siz mi yapıyorsunuz?   Akrabaların, komşuların, öğretmenlerin yanında sözcülüğünü mü üstleniyorsunuz?   Hatta daha ileri gidip “Biz büyüyünce doktor olacağız Nazan teyzesi” gibi cümleler mi kuruyorsunuz?   Cevabınız çoğunlukla evetse, “helikopter ebeveyn” olabilirsiniz.   Çocuk bir şey için çaba harcarken koşup yardım etmek hissi çok doğal bir içgüdü. Hatta bizimki gibi korumacı kültürlerde daha da yaygın. Özellikle modern çağ anne- babaları, çocuklarının yapabilecekleri birçok şeyi onlar adına yapma eğiliminde. İşte bu aşırı korumacı stile “helikopter ebeveynlik” deniliyor. Kendimden bir örnekle anlatayım:   Birkaç yıl önce Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürürken karşı yönden, yabancı bir kız çocuğuyla babası geliyordu. 4-5 yaşlarında bir kızdı. Babasıyla konuşurken ayağı takılıp...

Bebeğiniz var gücüyle kapı...

Daha fazla

Çocuğun merakını nasıl canlı tutarsınız?

ABD’de yapılan bir araştırmada okul öncesi yaşta çocukların önüne bir oyuncak koyuyorlar: Kutu şeklinde oyuncağın yanlarda iki kolu var. Bu kollardan birini çekince kutudan bir ördek fırlıyor. Diğerini çekince de bir kukla fırlıyor. Çocuklar iki gruba ayrılıyor. Birinci gruptakilere bir kolu çekince ördeğin, diğer kolu çekince kuklanın fırladığı gösteriliyor. Sonra odaya ikinci bir grup çocuk alınıyor: Araştırmacılar, her iki kolu da aynı anda çekiyor. Kukla ve ördek kutudan fırlıyor fırlamasına, ama çocuklar hangi kolun hangisini fırlattığını bilmiyor. Sonra iki grup çocuğu oyuncaklarla oynamaları için odada kendi başlarına bırakıyorlar. Siz ya da çocuğunuz hangi durumda daha çok oynamak isterdiniz? Oyuncakla nasıl oynanacağı size öğretildiğinde mi? Yoksa hangi kolun hangi işlevi yerine getirdiğini bilmediğinizde mi? Araştırmanın sonucu şöyle: Birinci gruptaki çocuklar, oyuncakla daha kısa süre oynuyor. Nasıl çalıştığını öğrendikleri için,...

ABD’de yapılan bir araştı...

Daha fazla

Adımız Kaderimizi Belirler mi?

Acaba ilk aşk deneyimi mi şekillendirir bütün hayatı? Yoksa efsaneler ve tarihin gücü mü? Orhan Pamuk son romanında bu soruyu soruyor okurlarına. Peki ya adımız ne kadar şekillendiriyor kaderimizi? Dün If Film Festivali’nde, Malala Yusufzay’ın hayatı ve mücadelesiyle ilgili “Adımı Malala Koydu” adlı bir belgesel gösterildi. Malala, kız çocuklarının eğitim hakkını savunduğu için ülkesi Pakistan’da Taliban tarafından vurulan bir kız çocuğu...

Acaba ilk aşk deneyimi mi şe...

Daha fazla

Dayan yavrum!

“Anneee, sıkıldıııım!” “Dayan yavrum, hemen kumandayı oyuncakları bilgisayarı kapıp geliyorum!” Çocuğunuz sıkıldığını söylediğinde sanki “hastayım” demişçesine paniğe mi kapılıyorsunuz? Büyük bir hayal kırıklığı mı yaşıyorsunuz? Kendinizi “suçlu” mu hissediyorsunuz? Kendinizi onun sıkıntısına çare bulmakla yükümlü mü hissediyorsunuz? Sıkıntısına çözüm bulamazsanız kendinizi kötü anne baba mı ilan edeceksiniz? Bu olumsuz duyguların körüklediği telaşla çocuğun eline tableti tutuşturuyorsunuz. TV kumandasını kapıp çizgi film kanalını açıyorsunuz. Bilgisayarın düğmesini açıp çocuğu karşısına “ekiyorsunuz. İçinize bir ferahlama duygusu yayılıyor. Çocuğunuz sustu, tehlike çanları dindi… Görev başarıyla tamamlandı. Peki çocuğunuzun sıkılmasını önleyerek çocuğunuza zarar veriyor olabilir misiniz? Sıkıntı, en iyi dostunuz mu? Sıkıntı, duygular ailesinin hakkı yenen sessiz küçüğü. Potansiyeli keşfedilmemiş, yetim bırakılmış, kıymeti bilinmemiş bir dahi. Sıkıntı neden hayattaki en iyi dostlarınızdan biri? Ünlü düşünür Bertrand Russell, sıkıntıya dair...

“Anneee, sıkıldıııım!...

Daha fazla

Türkiye’den Nobel Çıkması İçin, Nobel Adayının Türkiye’den Çıkması Gerek!

Yetenek potansiyelinin üstün başarıya dönüşmesi için bazı temel faktörlerin etkileşimi önemlidir. Genleriniz, doğdunuz ve yetiştiğiniz çevre, o çevrede yaşadığınız deneyimler gibi. 2015 Nobel Kimya Ödülü’nün sahiplerinden Aziz Sancar, bu faktörlerin doğru etkileşimiyle, dünya çapında başarının nasıl yakalanacağına dair güzel bir örnek. Bu örneği, klasik tohum-toprak metaforu üzerinden inceleyelim. Genleri tohum, ülkeyi iklim, aileyi toprak, deneyimleri de toprağın bakımı gibi düşünelim. Sancar’ın bilim yapmaya yatkın genleri, Türkiye’de dünyaya gelmiş. Tohum iyi, toprağın bulunduğu iklim kötü. İklim kötü, çünkü bilime elverişli değil. Bilim tohumlarının üzerinde kara bulutlar dolaşıyor, ama bir türlü yağmur yağmıyor. Ülke politikasında, eğitim ve bilim değer görmüyor, ülke ihtiyaçları listesinin alt sıralarında yer alıyor. Hatta bu coğrafi bir kader. İnsanın değer görmediği bir coğrafyada, bilim insanı hiç değer görmüyor. Cehaletin...

Yetenek potansiyelinin üstün...

Daha fazla

Neden Öğretmen Olmak İstiyorsun?

Finlandiya eğitim sistemi, başarısını dünyaya kanıtlamış bir sistem.   Bunun en temel sebeplerinden biri, öğretmene verilen değer.   Bu sözde bir değer değil. Finlandiya’da öğretmen olmak “doktor ve avukat olmak kadar” değer görüyor.   Neden?   Bir kere öğretmen olmak çok zor. Yani “hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun” mantığı yok. Master diploması olmayan öğretmen olamıyor. Mesleğe girişin zor olması, mesleğin değerini arttırıyor. Kaliteyi de arttırıyor. Öğretmen kalitesi yüksek olunca, eğitim kalitesi de yüksek oluyor.   Çok çalışman gerekiyor öğretmen olmak için. Çok iyi eğitimli olman gerekiyor. Çok iyi gerekçeler sunman gerekiyor.   Çok saygın bir meslek. Ücretleri de saygınlığıyla bağdaşır düzeyde. Finlandiyalı öğretmenlerin iş çıkışında geçim derdiyle ek işlerine koşturmaları gerekmiyor.   Finlandiya’nın eğitim sisteminin mimarlarından Pasi Sahlberg, geçtiğimiz yıl Bahçeşehir Üniversitesi etkinliği kapsamında Türkiye’de bir konuşma yapmıştı.   Sahlberg, konuşmasında ilginç bir anekdot paylaştı.   Bir öğretmen...

Finlandiya eğitim sistemi, ba...

Daha fazla

Ergen Beyni: Geçici Olarak Hizmet Dışı!

Düne kadar kucağınızdan inmeyen yavrunuz birden size düşman mı kesildi? Söylediğiniz her şeye burun mu kıvırıyor? Kapılar yüzünüze mi çarpılıyor? Evin önünde dikilen yağlı saçlı, suratsız çocuklar gerçekten onun arkadaşları mı? Bu karda kışta yaka bağır açık dolaşmak da neyin nesi? Daha 14 yaşında hayatın anlamını çözdüğünü sanan bu tavırlar nereden çıktı? Hani bunların en korkunç dönemi 2 yaştı? Zaman makinesine girip 2 yaşına mı ışınlandı bu çocuk? “Terrible two”’nun (Korkunç 2 yaş) devam filmi Terrible Teen’e (Korkunç Ergen) hoş geldiniz ! İnşaat Halindeki Beyin Bazı web sitelerini açınca, karşınıza “bu sitenin inşaatı devam ediyor” diye bir uyarı yazısı çıkar. Ergen kızınızın ya da oğlunuzun beyni de benzer bir uyarı veriyor: Dikkat, beyin inşaat halinde, geçici olarak hizmet dışı! Ergenlik dönemi, cinsiyet hormonlarının şahlandığı dönem olmasıyla ünlü, ama ergenlerin...

Düne kadar kucağınızdan in...

Daha fazla

El kadar çocuklara, el yazısı reva mı?

Kısa bir süre önce bir veli, change.org’da bir kampanya başlattı. Kampanyanın amacı, ilkokulda tamamen el yazısı uygulamasını kaldırmak. Veliler ve öğretmenler bunun henüz parmak kasları gelişmemiş küçük çocukları için çok zorlayıcı ve yorucu olduğunu belirtiyorlar. Çocukların okuldan soğuduğundan yakınıyorlar:             “Bir devlet okulunda sınıf öğretmenliği yapıyorum. 4+4+4 ün ilk  mezunlarından olacak sınıfım. Bu yıl 4. sınıftayız. Bu çocuklar 1. sınıftayken normal yaşlarında olmadıkları için çok zorlandılar. El yazısın alışamadılar. Seneye, yani 5. sınıfta tekrar düz yazıya dönecekler, çünkü hiç bir okulda branş öğretmenleri el yazısı kullanmıyor. Bu çocukların ne günahı vardı da bu kadar sıkıntı çektiler ? Biz keza o kadar emek verdik…Bu soruların yanıtı yok.” "İngiltere'de çocuklar düz yazı ile başlıyor. El yazısı ders içinde yavaş yavaş veriliyor. El yazısı ile yazacaksın baskısı yok. Çocuk tercih...

Kısa bir süre önce bir veli...

Daha fazla

Çocukta Otizm Nasıl (Yanlış) Anlaşılır?

  15 dakika içinde neler yapabilirsiniz? 15 dakikada makarna haşlayabilirsiniz. Bir gazetenin ana haber başlıklarına göz gezdirebilirsiniz. Duş alıp giyinebilirsiniz. Spordan önce ısınma hareketleri yapabilirsiniz. 15 dakikada bu yazıyı okuyabilirsiniz. Ama 15 dakikada, bir çocuğa otizm teşhisi koyamazsınız! Özellikle de bu çocuğu ilk defa gördüyseniz...

  15 dakika içinde ne...

Daha fazla

Kitap Hırsızı

Umut köydeki bir yol gibidir. İlk başta ortada bir yol yoktur, ama giderek daha fazla kişi tekrar tekrar yürüdükçe, bir yol ortaya çıkar. Sheryl Wu Dunn  “Yıl 1957. Yer, ABD’nin güneyinde, ırkçılığın kol gezdiği Arkansas eyaleti...

Umut köydeki bir yol gibidir....

Daha fazla

Çocuğum Acaba Ne Kadar Zeki?

Zekiye Hanım, 4 yaşındaki çocuğunun zekasını merak edip IQ testine sokmuş. Çocuk testten 125 puan almış. Gerçi, çocuğun puanını nasıl öğrenmiş, orası muamma. Çünkü test skoru etik nedenlerle veliyle paylaşılmaz. Neyse, Zekiye Hanım, benim de üye olduğum bir foruma aşağıdaki soruyu göndermiş: “Oğlum testten 125 puan aldı. Üstün zekalı mı?” Foruma gelen uzman cevabı şöyleydi: “125 IQ puanı ‘parlak’ demektir. 130 puan olsaydı üstün zekalı olurdu.” Teknik olarak cevap doğru. Çünkü ülkemizde ve dünyada, 130 ve üstü puan alan çocuklar üstün zekalı kabul ediliyor. Ama bu puanlar gerçekte ne ifade ediyor? Zeka, IQ testi ile ölçülebilir mi? Zekiye Hanım, her anne gibi, çocuğu için en iyisini istiyor. En büyük arzusu, çocuğuna mutlu ve başarılı bir gelecek sağlayabilmek, bunun için uğraşıyor. Birçok ailenin hayatta...

Zekiye Hanım, 4 yaşındaki ...

Daha fazla