Yukarı

El kadar çocuklara, el yazısı reva mı?

El kadar çocuklara, el yazısı reva mı?

Kısa bir süre önce bir veli, change.org’da bir kampanya başlattı. Kampanyanın amacı, ilkokulda tamamen el yazısı uygulamasını kaldırmak.

Veliler ve öğretmenler bunun henüz parmak kasları gelişmemiş küçük çocukları için çok zorlayıcı ve yorucu olduğunu belirtiyorlar. Çocukların okuldan soğuduğundan yakınıyorlar:

            “Bir devlet okulunda sınıf öğretmenliği yapıyorum. 4+4+4 ün ilk  mezunlarından olacak sınıfım. Bu yıl 4. sınıftayız. Bu çocuklar 1. sınıftayken normal yaşlarında olmadıkları için çok zorlandılar. El yazısın alışamadılar. Seneye, yani 5. sınıfta tekrar düz yazıya dönecekler, çünkü hiç bir okulda branş öğretmenleri el yazısı kullanmıyor. Bu çocukların ne günahı vardı da bu kadar sıkıntı çektiler ? Biz keza o kadar emek verdik…Bu soruların yanıtı yok.”

İngiltere’de çocuklar düz yazı ile başlıyor. El yazısı ders içinde yavaş yavaş veriliyor. El yazısı ile yazacaksın baskısı yok. Çocuk tercih ediyor. Her ikisi de öğreniliyor. Zorlamak yok. Çocuğun kelimeleri doğru yazabilmesi öncelik.”  

Farklı görüşü savunanlar da var. Uygulamayı savunan bir veli şöyle söylüyor:

            “Fransa, Belçika ve Hollanda’da da el yazısıyla başlıyor çocuklar. Ben motor kabiliyetlerini güçlendirdiğini düşünüyorum. Özellikle sakar; çizgi, yazı, resim kabiliyeti düşük çocuklar için güzel bir antrenman … Özellikle küçük oğlumda gözlemlediğim kadarıyla gerçekten çok işe yaradı…  Başta acı çekti doğru, ama simdi çok güzel bir yazısı var ve bundan gurur  duyuyor”.

Bu veli yurtdışında yaşıyor. Bazı Avrupa ülkelerinde çocuklar sadece el yazısı eğitimi alıyorlar. Düz yazıya geçiş diye bir şey yok. Başka bir velinin görüşü de şöyle:

Benim kızım da  el yazısı kullanıyor. Ne onda ne de arkadaşlarında okulu sevme ya da okula alışma  konusunda bizim jenerasyona göre daha fazla sorun olduğunu sanmıyorum. Ayrıca bir doktor olarak da çocukların el kasları tam gelişmedi, el yazısı yazmaları bu yüzden düz yazıya göre daha zor savını saçma buluyorum. Zaten herkes kendi yazı yazma karakterini geliştirirken, kısa süre içinde üzerinde düşünmeden otomatik olarak yazmaya başlıyor.” 

Farklı görüşler var, ama genel olarak bir şikayet söz konusu.

Tamamen el yazısı uygulaması bence de kalkmalı. Bir akademisyen olarak görüşüm bu yönde.

Nedenini açıklamak için, el yazısı uygulamasını savunan görüşlerin üzerinden tek tek geçeyim:

      “El yazısı, güzel ve okunaklı yazı yazmayı öğretir.”

İlkokula yeni başlayan bir çocuk için temel endişe, yazısının güzelliği  değil, okuma yazmayı ve okulu sevmesi olmalı.

Ben ilkokula başladığımda 7 yaşımdaydım. Güzel yazı diye ayrıca bir ders vardı. Onun dışındaki derslerde, normal düz yazı harflerini öğrendik.

Bugün ilkokula başlama yaşı çok daha küçük. Çocuklar neredeyse emziği atıp okula başlıyor! Parmakları minicik. El yazısı ise karmaşık ve zor.

Dolayısıyla “güzel el yazısı yazdırmak” şekilci bir yaklaşım. Çok güzel yazısı olan ama yazmaktan nefret eden çocuklar yetiştirmenin bir anlamı var mı?

Ayrıca bu amaca ne kadar ulaşılabiliyor? Çocuk ilkokul 5. sınıfına kadar el yazısı ile yazmayı öğreniyor. Sonra birdenbire düz yazıya geçmesi isteniyor. Neden? Sistem böyle olduğu için.

O güne dek çocuğun düz yazı yazma yetisi gelişmediğinden, kargacık burgacık bir yazı stili ortaya çıkabiliyor. Yine hedeflenen amaca ulaşılamamış oluyor.

Üstelik bugün etrafa baktığımızda el yazısını nerede görüyoruz? Artık çoğunlukla okuma ve yazma dijital ortamda yapılıyor. Bu oran giderek daha da artacak. Dijital ortamda yazılar düz yazı formatında. Çocuğun klavyede gördüğü harfler de öyle. Kitap harfleri yine düz yazı.

O zaman çocuk ben neden el yazısı öğreniyorum demez mi? Bununla birlikte, bu farklılıktan ötürü, çocuğun okuma hızı da yavaşlayabilir.

      “El yazısı karakter kazandırır

Bu argümanı da yetersiz buluyorum. Düz yazı yazan herkesin yazısı da  tornadan çıkmış değildir ki; yine kendine has bir karakteri vardır. 10 kişiye normal harfle yazı yazdırın, 10’u da birbirinden ayrı olacaktır.

Ayrıca, çocuğa karakter kazandırmak el yazısına kaldıysa, vay halimize! Çocukların bir karakteri, bir kimliği olmasını istiyorsak, önce onlara birer birey gibi yaklaşmayı öğrenmemiz lazım.

Çocuğun birey olarak var oluşuna saygı duymadıkça, el yazısından  medet ummak çok anlamlı ve samimi gelmiyor.

      “El yazısı düz yazıya göre daha hızlı yazmayı sağlar. Çocuk yazma ödevini daha hızlı yapar.”

Teori böyle, ama pratikte böyle olmadığını görüyoruz. Birçok veli ve öğretmen, pratikte bunun tam tersinin geçerli olduğunu söylüyor. Bu teoriler çoğunlukla dijital çağ öncesine ait olduğu için böyle bir fark olabilir.

Artık çocuklar neredeyse klavye kullanma becerileriyle doğuyorlar. Yeni tabiriyle onlar dijital yerli, biz ise dijital göçmenleriz. Bırakın el yazısını,  normal yazı bile onlar için zor. El yazısı arkaik kalıyor!

Burada konu harici bir parantez açmak istiyorum. El yazısı tartışmasının dışında, “kalem mi klavye mi” gibi bir yan tartışma var. O mu öbürü mü tarzı bir tartışmayı yanlış buluyorum. Çocuklar kalem tutmayı da öğrenmeli, klavye kullanmayı da öğrenmeli.

Çocukların el becerilerini geliştirmek son derece önemli, hatta dijital çağda çok daha önemli. Yazı yazmak, hamurla oynamak, çamurla oynamak, el işi yapmak, örgü örmek… Bunlar bugün dünyanın bilgisayar devlerinin çocuklarını gönderdiği okullarda klavye kullanmaktan daha  öncelikli beceriler. Hatta akıllı tahta yerine tebeşir kullanıyorlar.

Yazı yazmak, beyinde sinaptik bağlantılar kurulmasını sağlıyor, yani zekayı geliştiriyor. Çocuğun motor becerilerinin ve zihinsel becerilerinin  gelişiminde kritik rol oynuyor. O yüzden tekrar vurgulamak istiyorum, tamamen dijitale geçmek çocuğun beyin ölümünün gerçekleşmesi demektir. Ama yazının bu gelişimi sağlaması için, el yazısı olması gerekmiyor.

      “Harfleri bitişik yazmak, bir süreklilik sağlar. El hareketinin akıcılığı  ve sürekliliği, düşünce sürekliliğini de sağlar.”

Öğrenci el yazısıyla yazarken, kağıt üzerinde tek bir noktadan başlayıp  devam ediyor. Düz yazıda ise dokuz farklı noktadan başlıyor. Dolayısıyla el yazısıyla yazarken, tabir caizse öğrenci sürekli dur kalk yapmıyor.

Buraya kadar tamam. Bunu yaparken düşüncenin akıcılığı sağlanıyor da olabilir.

Ama o sırada akan düşünce nedir? “Acaba f harfinin kuyruğunu doğru  yapabildim mi?” “g harfim düzgün oluyor mu?” “Parmaklarım çok  acıyor!” “Okul ne kadar sıkıcı bir yermiş, ev daha güzeldi” “Bir an önce klavyeme kavuşsam!”… Çocukların düşüncelerinin akması güzel, ama  önce ortada kayda değer bir düşünce olmalı.

Ayrıca, amaç düşünce sürekliliğiyse, o zaman 5. sınıfta el yazısı niye kalkıyor? Çocuk o yaştan sonra düşünmesin mi isteniyor?

Biz önce eğitim sistemimiz düşünmeyi ne kadar teşvik ediyor ona odaklanalım. Güzel el yazısı sonraki bir endişemiz olsun.

      Amaç sabır öğretmek mi?

El yazısının amacı çocuklara sabır ve sebat öğretmektir diye bir argüman  duymadım, ama bana mantıklı gelen tek argüman bu olurdu! Belki Milli Eğitim, Budist keşişlerin öğrencilerine yaptığı gibi, çocukların sabır becerileri gelişsin diye böyle ızdırap verici bir yöntem uyguluyor olabilir mi?!

Eğitim sistemimizde ya sabır dedirtecek pek çok uygulama olduğu için,  çocuklara bir de el yazısıyla eziyet etmenin bir gereği yok.

       Sonuç olarak…

İlkokulda “tamamen el yazısı” uygulaması kaldırılmalıdır.

İlk yıllarda en önemli nokta, çocuğa okulu sevdirebilmektir. Bu tarz bir uygulama ile çocuklar okul fikrinden iyice uzaklaşıyor.

Tamamen el yazısı uygulaması olmadan da çocuklara el yazısı  öğretilebilir. Güzel yazı dersi diye ayrıca bir ders olabilir ya da resim dersi   bünyesinde olabilir. Diğer bir deyişle, doz azaltımı yapılabilir.

Yazının başındaki velinin de belirttiği gibi, el yazısı belli çocuklar için  faydalı olabilir. Özellikle dikkatini odaklamakta güçlük çeken çocuklar; çizgi, resim kabiliyeti düşük çocuklar için güzel bir antrenman olabilir. Özellikle bu yazı stilinde yazmaktan keyif alan çocuklar olabilir. Ama bu, genel bir uygulama yerine, ihtiyaç bazında yapılabilir.

En önemlisi, çocuk yazı yazmaya çalışırken kendini baskı altında hissetmemelidir. Öğretmeni, “f’nin kuyruğu olmuş, a’nın yuvarlağı olmamış”a odaklanmamalıdır. Bunun yerine öğretmen çocuğun gösterdiği çabaya odaklanabilir. Bir şeyi başlangıcından sonuna kadar  tamamlamış olmasına övgüde bulunabilir. Bu çocuğun özgüvenini arttırır,  hem de çabayı yüceltir. Kısacası öğretmenin olumlu yaklaşımıyla el yazısı estetiği, sebatı ve çabayı öğreten bir derse dönüşebilir.

Ayrıca amaç öğrenciye karakter kazandırmaksa, düşünmesini sağlamaksa  ve yazıyı sevdirmekse, o zaman yaratıcı yazı dersi diye bir ders de  eklenebilir. Örneğin öğrenciler yaratıcı fontlar geliştirebilirler. Bugü bilgisayarda sayısız font var. Hepsi birbirinden farklı, hepsinin bir hikayesi, bir karakteri var. Adı üzerinde “yazı karakteri” diyoruz.  Çocuklar da karakterlerini yansıtan fontlar üzerinde çalışabilirler. Hikayelerini anlatırlar, resimlerini   çizerler, hayal güçlerini ortaya koyarlar, düşünürler, yaratırlar, birbirlerine anlatırlar. Bu bir fikir; yaratıcı başka birçok fikir ortaya atılabilir.

Bugünkü uygulamada, “f’nin kuyruğu”nda oyalanırken, asıl treni kaçırıyoruz.